BİR GÜN SENİ SEVDİĞİMİ ANLARSIN

Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden
Bir gün seni sevdiğimi anlarsın
Ümit Yaşar OĞUZCAN
15/12/2009 · Kategori: Siirler

Rüyalarım bile dokuz bölüm;
Her bölümde bir sehpa!
Dokuz şafak, dokuz ölüm,
Yüreğim parça parça!
İsterse yeniden doğsun,
Hüzün yüklü "Eylül"ler,
Geri gelsin mezarlardan
O dirilmiş ölüler;
Yine de öfkemde sınır yok!
Beynimde kan.
Bir hasret, bir özlem,
bir sevgiydi urganlara takılan...
Dokuz tekbir, kan kırmızı şafak!
Yemin ettik dokuzların üstüne!
Süleyman Kalaycı
20/11/2009 · Kategori: Siirler
Sonbahar

Sonbahardı... Seninle geçiyorduk o yoldan;
Topraklardan, havadan bir hüzün taşıyordu.
Bize yaklaşıyordu...
Gönlümüzde yepyeni bir duygu yaşıyordu.
Rüzgarların değildi bu musiki, bu hüzün;
Hatırladın değil mi? Kuşlar ağlaşıyordu...
Havada bir serinlik... Tatlı bir hayal gibi...
Torak nasıl meçhuldü tıpkı istikbal gibi?
O gün tabiat başka bir türlü yaşıyordu.
Kalbin acı, gözlerin yaşla dolmuştu senin;
Yapraklar gibi yere dökülüyordu enin;
O nağme mesafeyi, zamanı aşıyordu.
O bir beste değildi: Kuşlar ağlaşıyordu.
En hazin şey muhakkak öksüz kalan ocaktır.
Bu ocak hüzünlerle dolup boşalacaktır.
Eski bir sonbaharı, küçük kuşları anmak
Belki veda etmektir sana birkaç satırla...
Yine bir sonbaharda ordan yalnız geçersen
Beraber geçtiğimiz serin günü hatırla!.
Hüseyin Nihal ATSIZ
SEN O YANDAN

Gönül bahçesine reyhalar katak
Sen o yandan ben bu yandan sevdiğim
Uzat ellerini güneşi tutak
Sen o yandan ben bu yandan sevdiğim
Rüzgarlar esmesin bulut ağmasın
Sevdan bana yeter yağmur yağmasın
Durdurak dünyayı güneş doğmasın
Sen o yandan ben bu yandan sevdiğim
Meydanî Merihde yayla yaylayak
Türküler söyleyip coşup çağlayak
Yıldızları yıldızlara bağlayak
Sen o yandan ben bu yandan sevdiğim
MEYDANÎ
Mustafa Yıdızdoğan - Sen O Yandan
müzik - sen o yandan | izlesene.com
12/11/2009 · Kategori: Siirler

BELCİVAN
FERYADIM BOĞSUN DÜNYA'NIN BÜTÜN VARLIĞINI;
ÜMİDİM SON İPİNİ DE KOPARIP ATSIN!
GAZAPTAN TİTREYEN GENÇ BİR YİĞİDİN
DOLMUŞ MERMİLER SİNESİNE TAŞ GİBİ,
DAĞLARDA ÖZGÜRLÜK DİYE GEZEN BİR GEYİĞİN
MATEMLER İNMİŞ KARA GÖZLERİNE.
DERYALAR, DALGALAR TİTRETEN BİR YİĞİT,
YEDİĞİ DARBELERİN KAHRINDAN YIKILIP KALMIŞ,
KURTULUŞ YILDIZI SANKİ HİÇLİĞE KARIŞMIŞ
SENİN SON CANINI DA DÜŞMANLAR ALMIŞ.
MARMARA BOYLARI, EDİRNE YOLU
ÇATALCA OVASI, BOĞAZ GEÇ İD t,
KARPAT DAĞLARI, TRABLUS ÇÖLLER!
GÜZEL SELÂNİK'İN ŞİRİN BAHÇELERİ.
ŞEHİTLERİN YÜZÜNE DAMLAYAN NURLAR,
BİZİ KAN AĞLATTI BU KARA HABER.
BERLİN SOKAKLARI YİĞİDİN BİRİNİ
DOPDOLU KOYNUNA ALIP SARDI,
TİFLİS'İN HAVALARI DA BİR KURTARICI YİĞİDİ
KARA KANLARA BOYAYIP TOPRAĞA SALDI.
TARİHİN RENGİNİ KANLARLA KARARTIP DOLDURAN
EN SON ÜMİDİMİZİ DE KANA BOYADI O BELCİVAN!
AH NASIL UĞURSUZ ZAMANLAR GELMİŞ,
FERYADIM DÜNYA'NIN VARLIĞINI BOĞUP ÖLDÜRSÜN,
KAPKARA BAHTINA ŞEYTANLAR GÜLSÜN!
Özbek Şairi Çulpan'ın
Enver Paşa'nın şehâdeti üzerine yazdığı şiir
Suların "S"esi

Ben yağmurlu akşamlarda büyüdüm.
Gözlerimde yalnız bir tutam yosun.
Onun için her seher vakti böyle,
Suların sesiyle sesleniyorum sana,
Anlamıyorsun...
Kızıl süzgeçlerden geçiyorum
İkliminden göçüyorum
Yağmurlardan kaçıyorum durulmak için
Durulmak için...
Bakışlarım, tek çocukluk tarafım.
Her zaman asidir, her zaman küskün.
Onun için her sefer vakti böyle,
Yalnız gözlerimle sesleniyorum sana,
Gözlerin suskun...
Kanlı meydanlardan geçiyorum
Kurşunlardan kaçıyorum
Gözlerini seçiyorum vurulmak için
Vurulmak için...
Ben gök ekinler içinde büyüdüm.
Gelincikten narin bir gönül düşün
Onun için her seher vakti böyle,
Gizli şiirlerle sesleniyorum sana,
Gizleniyor gülüşün...
Ufukları yokluyorum
Düşlerimi saklıyorum
Rüzgârını bekliyorum kırılmak için
Kırılmak için...
Ali KINIK
30/9/2009 · Kategori: Siirler
Bak Görürsün
Böyle gitmez hep bu devran
Döner gardaş bak görürsün
Boş mangalda kül savuran
Siner gardaş bak görürsün.
Gürültüsü çoktur boşun
Eti yenmez her cins kuşun
Eylüldeki sular kışın
Donar gardaş bak görürsün.
Öz yerine geçmez kabuk
Ok olur mu eğri çubuk?
Yalancının mumu çabuk
Söner gardaş bak görürsün.
İster cık de, ister he de
Neler gördük bu dünyada
Ata binen merkebe de
Biner gardaş bak görürsün.
Pilavdan döner mi kaşık
Hep bu işler keşik keşik
Bize de o yeşil ışık,
Yanar gardaş bak görürsün.
Karga korkar havasından
Kartal geçmez davasından
Karga, kartal yuvasından
İner gardaş bak görürsün.
Hani nerde firavunlar
Nemrut varmış bir zamanlar
Arif der ki inananlar
Yener gardaş bak görürsün.
Ozan Arif